-  Kurumsal  -  Reklam  -  İletişim 03 Mart 2021 Çarşamba
       Siyaset  -   İlçeler  -   Eğitim  -   Güncel  -   Magazin  -   Spor  -   Sağlık  -   Diğer  -   Kültür Sanat  -  
 
      
 
Başlıksız Belge
  24 saatte kaç şükür gerek? 21.01.2021
Süleyman Çelebi  /  Çeşni
 Yazarın Diğer Yazıları
 Doyumsuzlaşan insanlık
 Suriye anıları
 Mahrumiyetini çektiğimiz dostluk
 Hayat bir aksi sedadır
 Emekli oldun, artık öl...
 24 saatte kaç şükür gerek?
 Teknoloji tüm mahremiyetleri deşifre etti
 2021’den beklentilerimiz
 İman ve ikna
 Allah’ın rızası
 Yok olmamak için direniyoruz
 İnsansız dünya ve Kapitalizm
 Huzur vadeden ideolojileri çökerttik
 Öğretmenler sistemi kilitledi
 Akıl tutulması mı, akıl kilitlenmesi mi?
 Camilerden mahrumiyeti hissetmek
 Allah’ı dost edinmek
 Merhamet teşkilatı ve hayri STK’lar
 İmam Hatipler niçin var?
 Acaba dinimiz mi bizi mağdur ediyor?
 Katledilen Camilerimiz
 Covid-19’un bize verdiği ağır cezalar
 Sorumluluklarımız ve oturulan koltuklar
 Ben öğretmen olsaydım
 Kritik sorular!
 Balkan gezisinden değerlendirmeler
 Balkan gezisinden değerlendirmeler
 Bir güzel yorulan kuşak
 Yoklukla ve varlıkla sınavımız
 Dumura uğrayan değerlerimiz ve Kurban
 Doğada, doğal yaşamak
 Ve Ayasofya’yı açtık
 Vefa ve nankörlük
 Ahlakı olmayanın dini olur mu?
 Necip Fazıl’dan nasihatler
 Ayasofya ve cuma namazları
 Dünyayı akıllı hale getiren insan!
 Makam ve Mevkilere sığınmak
 Unutursan hatırlatırlar
  Elini taşın altına sokmak
 Dürüstlük kimden başlamalı?
 Ahlaksızlıklar ahlak yerine geçince
 Bir nefese bin şükür
 Hayatı anlamak
 Beterin beteri var
 Allah ıslah etsin hastaları
 Ya Rabbi Şükür
 Dünyanın tek gündemi Koronavirüs
 COVİD -19 / CORONAVİRÜS
 Ey Ahali Diye Bağırası Geliyor İnsanın
 OSMANLI TOKATI ve TÜRKLER
 MANEVİYAT TRENDİMİZ VE ÜÇ AYLAR
 YOĞUNLUKTAN BİRŞEY GÖREMİYORUZ
 30 AK PARTİLİYLE HASBİHAL
 HOYRATÇA KENDİMİZİ TÜKETİYORUZ
 DOLMUŞA BİNMEK
 İNANÇSIZLIK TAKINTISI
 26 İLME YÖNELME
 26.Bizde Arap Kaymakam, Libya’da Türk Başbakan; Sadullah Koloğlu
 24. YENİ YILIMIZ KUTLU OLSUN MU?
  ALLAH İÇİN YAPTIKLARIMIZA BİR BAKALIM
 ÜMİTLER BİTTİ Mİ YANİ?
 ERİTTİĞİMİZ DEĞERLERİMİZ
 20. İKNA ET, YÖNET, KULLAN
 SAÇMALIKLARLA MUTLU OLMAK
 MİLLİ AĞAÇLANDIRMA GÜNÜ
  DÜNYAYA GÜNDEM OLAN MİLLETİMİZ
 Makineleşen insan, robotik toplum
 BİNLERCE MAZERETİ KENARA KOYUP, YA ALLAH DEMEK
 ATEŞ BÖLGESİNDEYİZ
 DİN GÖREVLİLERİ VE CAMİLER HAFTASI
  OKULLARIMIZDA İMAM HATİP FARKI
 SUDAN PARA ALINIR MI?
 MERKEZ CAMİSİNDE İLGİNÇ BİR HATIRA
  UNUTKANLIK VE 17 AĞUSTOS
 TOPLUMUN DİNAMİKLERİ
 İNİSİYATİF ALABİLEN BÜROKRAT
 LİYAKAT VE KALİTE
 ÖNCE KENDİNDİMİZE BAKSAK
 NASIL ANLATSAM, KIVRANIYORUM
 TEKNOLOJİ VE DİRİLİŞ İMAM HATİP LİSESİ
 BİSMİLLAH İLE
 

Şükür, yani teşekkür etmek, kadir kıymet bilmek, minnettar olmak, iyilik karşısında hoşnut olmak, iyiliğin kıymetini bilmek, iyilik edeni iyiliği ile taltif etme, övme, iyilik edene söz ve davranışla minnettarlık duyma gibi anlamlara geliyor. Hayatımızda Allaha ve diğer varlıklara şükür diye iki kısma ayırabiliriz. Çünkü Allah’ın bize sunduğu nimetlerin sayısını bile bilmiyoruz. Diğer varlıklardan gelen tüm nimetler de zaten Allah’ın verdiği nimetlerdir.

 

Bugün Cuma, 15 Ocak 2021, hayırlı bir gün. Bir arkadaşımızın çayına bile onca teşekkür ve iltifatlar ediyoruz. Bu akşam şöyle bir düşündüm, gün içinde yaşadığım nimetler ve bu nimetlere teşekkürün neresindeyim diye. Sabah ezanında uyandım. Uyanamayabilirdim, yataktaki son gecem olabilirdi. Ama Allah uyandırmayı nasip etmiş bana, ihtiyacı altından alınan ne çok insan tanıyoruz. Yatağımdan kalkabildim, felçli değildim, lavaboyu kullanma kudreti ve sıhhati vermiş bana Allah. Sonra abdest alıp namaz kılabildim. Oysa yatağında teyemmümle kılan nice insanlar var. Cuma sabahında ailem, ölmüşlerim, milletim, mazlumlar, ülkem ve İslam alemi için dua edebildim. Kuran okumaya muktedir başladım güne. 

 

Evimde kahvaltı yapabilecek bir çok imkanla kahvaltı yaptım ailemle. Oysa bunu bulamayan, ailesini kaybetmiş, parçalanmış aileler, ne yediğinden, ne içtiğinden tat alamayan insanlardan biri olabilirdim. Sabahleyin kalktığımda soba derdine düşmeden sıcacık ortamda bunların tamamını yapıyordum. Odun bulamayan, sobası olmayan, sarılmak için battaniyesi olmayanlardan biri olsam niceydi halim benim. Biz ev ortamındayım. Rüzgarın, yağmurun, soğuğun, hırsızın ve her olumsuzluğun endişesinden emin bir evde bunları yapıyorum. Ne kadar çok nimet bir arada.

 

Televizyon haberlerine bir göz atarken, dünyadan haber alamayan, dünyayı yaşadığı belde olarak bilen, elektriği, teknolojik eşyayı ve hayatı kolaylaştırmasını bilmeyen insanlar aklıma geldi. Haberlerde depremden yok olan bir şehir olarak haberlere konu olabilirdim. Ya da ülkemizde sel, yangın, terör faciaları, nice canlara mal olan büyük iş ve trafik kazaları haberlerini de dinleyebilirdim bu sabah. Şükür haberlerin böyle bir konusu yoktu.

 

Pencereden dışarı bakınca bir aracımın olduğunu, çalınmadığını, bir nedenle yanmadığını fark ettim. Komşularımda da bir anormallik görünmüyordu, belli ki onlarda benim gibi mutlu kalktı. Onlarda bir dert olsa, benim de derdim olurdu o. Üstümü giyip, abdest ve duayla evden çıkarken bir barınağımın olması aklıma geldi. Sokaklarda kalan, Afrika gibi bir ülkede çadırlarda yaşayan biri de olabilirdim aslında. Ne güzel evinden besmele ile çıkabilmek.

 

İşime giderken, iş bulamayan, akşam eve nasıl ekmek getireceğini, kira ve diğer harcamalarını nasıl ödeyeceğini düşünüp acı çekenler aklıma gelince, işimin ne kadar kıymetli olduğunu idrak ettim. İşsizlikten ötürü ailesinin ihtiyaçlarına çözüm bulamayanlardan da olabilirdim. Yolda aracımla ilerlerken, ne kadar riskli bir hayat yaşadığımızı düşündüm. Ben yolumdan dikkatle giderken, karşıdan serseri bir araç bana ulu orta girmemesi için bir neden yok. Araç yolculuğunda saniyelerle hayata bağlıymışız meğer. Az sonra karşılaştığım ambulansın sirenine yol verirken bu sağlık sorununu yaşayan ben olabilirdim. Belki de bu gidişin dönüşü tabutla da olacak, kim bilir, Ya ben olsaydım ne olurdu? Bu kadar nimet nasıl rutinleşip farkında olmadan tam gaz gidiyoruz hayatımızda? Ne ilginç değil mi?

 

İş yerine vardığımda mesai arkadaşlarıma selam verip onların da dertsiz, tasasız işe gelmelerine bu gün ayrı sevindim. Onlardan biri gelmeseydi, işin çarkı duruyor, bir koşturma ve çözüm yolu aramak bir yana, arkadaşınızın derdi de sizi ilgisiz bırakmıyor, ona da işyerinden ilgi göstermem gerektiğini ve bu günün ne kadar karanlık geçeceğini düşünürken, iş yerimin yanmadan, yıkılmadan sistemde bir arıza olmadan çalışmasın bir diğer nimet olduğunu algıladım. Çalışmamız için beden sağlığımız ne kadar yerindeydi. Bu sağlıkla her işi yapabilmek ne bahtiyarlık!

 

Bugün Cumaydı, Covid nedeniyle evine, odasına sığınan bizler seccademizi alıp Cuma namazına gidebildik. Dışarıda da olsa Cumayı eda etmenin huzuru bambaşka. Kısıtlamayla Cuma kılamadığımız gün ne kadar da sıkılmıştık Hatta çeşitli engeller nedeniyle cumaya gidemeyip üzülenlerden biri veya inancını kaybettiği için Cumayı hatırlamayanlardan biri de olabilirdim. Bu da ayrı bir nimetmiş. Cuma sonrasında birçok dostumuzu özlediğimizi gördüm, temas kurmadan görüşmeyi bile arar olmuşuz.

 

Akşam eve dönerken eşimin verdiği market listesini marketten alıp arabaya yüklerken, insanın cebinde parasının olması, ev ihtiyaçlarını alıp çocuklarına mahcup olmaması ne ilginç bir nimet. Oysa zaman zaman çöplerden ekmek toplayan, pazarlardan sonra atık sebzeleri toparlayan, belki yılda bir kere bile böyle bir alışveriş yapamayan insanların durumunda olmamam için bir engel yok. Anladım ki fakire, yoksula, mağdura el uzatmam, onlarında evine sevinç gönderebilmem açlığını, giysisini, barınmasını, ısınmasını kolaylaştırmamı Allah bizim imtihanımıza bağladığı için ayrı bir gayretim olmalı. 

Akşam eve geldiğimde yine sıcak bir aile ortamında aynı nimet döngüsü devam ediyor.

 

Bir günün minimize edilmiş bu nimetlerine makro düzeyde baktığımızda, Covid-19’dan bir nefes için mal varlığını ortaya koyan insandan tutun, gün içinde yaptığımız işlerde organlarımızın aktif olmasına kadar binlerce nimeti daha burada zikredebiliriz. Bu nimetler her gün otomatik olarak artarak güncelleniyor, yineleniyor. Yani bir günlük bir beylik değil, her gün bey olarak yaşıyoruz. Bizden daha çok nimetler içinde yüzenler olduğu gibi, bizden çok az nimete sahip olanlar da var. Onların ki de her gün güncelleniyor Mevla’mız tarafından. Fakirin fakirliği, zenginin zenginliği devam ediyor.

 

Ne gariptir ki bu kadar sayısız nimeti her gün elimizde tutarken, bu nimetlere alışıp, kazanılmış hak olarak görüp, bunların doğal hakkımız olduğunu, elimizden kimsenin alamayacağını, bunları kendi emeğimizle elde ettiğimizi, bir teşekkür borcumuzun bile olmadığına inanır gibi davranıyoruz. Bir deprem, yangın, sel gibi felaketlerde bir gecede pijama dışında bir varlığı kalmayan birçok insana şahit olduğumuz halde böyleyiz. Fabrikalarını iflas neticesinde kapatıp, evini bile satıp kirada hayatına devam eden fabrikatörleri de. Ama biz yine de şükrümüzün farkında değiliz. Hala şikayetimiz var, hala kazancımızdan memnun değiliz, Hala görümüz zirvede. Sonra bir de bakıyoruz dört kollu bir sandıkta sırt üstü, insanların omuzunda onca nimete el sallar gibi, istemesek de kazılmış bir çukura dostlarımızca yerleştirilip gidiliyor. Bizim yaptığımız aymazlık, şükürsüzlük, bu çukurdan ders çıkartamadan sevenlerimiz aynı yola devam ediyor.

Bendeki bene ne diyeyim. 24 saatte binlerce nimete, yok bir şükür. Böyle nankör benin yüzüne tükürsem azdır. Allah bendeki benle baş başa bırakmasın beni, O’nunla olmayı nasip etsin bana, sana, ona, bize, size, onlara…

      Köşe Yazarları

Ayhan Polat
Kalemin Gölgesi

KARMA OSB hakkında, bilen az, bilmeyen çok konuşuyor - 2
İdris Durmuş


BİTCOİN
Süleyman Çelebi
Çeşni

Doyumsuzlaşan insanlık

Copyright © 1995 - 2021
       Siyaset  -   İlçeler  -   Eğitim  -   Güncel  -   Magazin  -   Spor  -   Sağlık  -   Diğer  -   Kültür Sanat  -  

Yalova Haber  -  Çiftlikköy Haber  -  Çınarcık Haber
 
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve içeriğin hakları www.ciftlikkoy.com.tr'a aittir. Haber, yazı ve fotoğraflar hiç bir şekilde kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz. Kullanılması halinde yasal işlem başlatılır!